Bilen bilir, tarihi açık hava müzesidir adeta Edirne. Attığınız her adımın buram buram tarih koktuğu, başınızı çevirdiğinizde farklı kültürlerden farklı eserler ile karşılaşma imkânı bulacağınız, tarihin ve modernizemim bir arada eşsiz bir uyum sergilediği olağanüstü bir şehirdir. Ülkemiz topraklarından harika Yunanistan manzarasını ve Yunan adalarını seyredebilir, aynı zamanda Osmanlı Devleti’nin ikinci başkenti olan bu şehirde şanlı tarihimizi inceleyebilirsiniz. Edirne’ye geldiğinizde gezeceğiniz tarihi ve turistik yapıların ve mekânların yanı sıra Edirne Ciğer tavanın, Edirne’ye özel tatlardan olan Badem ezmesinin ve Kavala kurabiyesinin mutlaka tadına bakmalısınız. Sizi daha fazla bekletmeden kısaca Edirne turuna bir an önce başlayalım.

Edirne’ye gittiğinizde ilk görmeniz gereken yapıdır Selimiye Camii. Mimar Sinan tarafından inşa edilen ve kendisinin ‘Ustalık eserim’ olarak adlandırdığı bu yapı sadece şehir içi değil, ülkemiz için de çok önemli eserler arasında yer alıyor. Size tavsiyemiz Selimiye Camii’nde uzun bir zaman dilimi harcamanız, şöyle bir oturup ünlü mimarın neden ustalık eseri olarak adlandırdığını şöyle bir düşünmeniz. Tarihi dokusunun ve mimarisinin yanı sıra, barındırdığı atmosfer içinizde de eşsiz bir huzurun doğmasına sebep olacak. Selimiye Camii’nden sonra camiinin yakınlarında yer alan Bedesten Çarşı’sına ve Eski Cami’ye doğru bir yolculuğa çıkın. Rivayetlere göre Selimiye Camii’ne gelir sağlaması için açılan ve 124 dükkândan oluşan bu çarşı o günden, günümüze kalan nadide eserlerden.

Günümüzde hala çalışan bu çarşıda şöyle bir dolaşıp, sevdiklerinize hediyeler alabilirsiniz. Eski Camii ise, Osmanlılardan günümüze kalan ve Edirne’de yer alan en eski eserdir. Camiinin en göz alıcı yanı ise iç duvarlarında yer alan süslemelerdir. İnsanı büyüleyici özellikte olan bu süslemeler orijinalliği korunarak restore edilmiş. Halk arasında dolaşan bir rivayete göre Hacı Bayram Veli bu caminin kürsüsünde vaaz vermiştir. Bu sebeple de günümüzde camii imamları, saygısızlık etmemek için kürsüyü kullanmazlar.  Bedesten Çarşısı ve Eski Cami’den sonra gezimize yürüme mesafesinde olan Üç Şerefeli Camii ile devam ediyoruz. Bu tarihi yapıları gezdikten sonra sıra yine bir tarihi yapı olan Eski Saat Kulesi’nde. Taş bloklar ile inşa edilen saat kulesi eşsiz bir mimarinin örneğidir. Bir sonraki durağımız ise Saraçlar Caddesi ve Ali Paşa Çarşısı.

Ali Paşa Çarşısı da tıpkı Arastalı Çarşı gibi bir camiye gelir sağlaması için inşa edilmiş, dönemin en önemli gümüş ticaretinin kalbidir. Buradaki gümüş ticaretinin ünü dünyaya bile nam salmıştır. Öyle ki o dönemde geceleri 100 kadar bekçi çarşıyı beklemektedir. Günümüzde de çarşı aktif olarak çalışmakta, yerli ve yabancı turistlerin akınına uğramaktadır. Saraçlar caddesinin sonunda yer alan faytonla ile Meriç ve Karaağaç’a yolculuk yapabilirsiniz. Fayton ile keyifli bir yolculuk yapacak, Meriç Nehri’nin güzelliği karşısında büyüleneceksiniz. Meriç Nehri üzerinde yer alan Meriç köprüsü ise 2.Murad zamanından bu yana adeta tarihe meydan okuyor. Burayı çekici kılan ise bu özelliğinden çok daha fazlası. Özellikle gün doğumunda ya da gün batımında burada bulunursanız ne demek istediğimizi anlayacaksınız. Taş köprü de Edirne’de yer alan ve 2.Murad’dan bizlere bir miras olan köprülerdendir. Dünyanın en uzun taş köprüsü olan bu yapı özellikle yabancı turistler tarafından şaşkınlıkla izleniyor. Köprü o zamandan bu yana hiç restorasyona uğramamıştır. Karaağaç ve Meriç’ten sonra yeniden merkeze dönebilir ve Sarayiçi’ne doğru bir yolculuğa çıkabilirsiniz. Sarayiçi’nde saraydan kalan tek yapı olması sebebiyle Adalet Kasrı oldukça önemlidir. Bir rivayete göre bu kasrı Kanuni Sultan Süleyman saraya ekletmiş ve kanun yazmak için bizzat buraya gelmiştir. Sarayiçi’nde inceleme fırsatı bulacağınız diğer yapılar ise Balkan Şehitliği ve Kırkpınar Yağlı güreşlerinin yapıldığı stattır. Yılda bir kez yapılan ve iki gün devam eden yağlı güreşler zamanında Edirne’de bulunursanız mutlaka gitmeli ve o farklı atmosferin içinde bulunmalısınız.

Edirne Gezilecek Görülecek Yerler